Merhabalar, Küçük oğlumun: “Anne, sen kaç yaşındaydın?” sorusu ve cevabımın ardından beni teselli eden “Merak etme, çok daha genç görünüyorsun…” sözleri bugünkü yazımın konusunu belirledi: “Cildimizin yaşlanma süreci ve bu sürecin geciktirilmesi mümkün mü?”

Kimyagerliğin ve şu an ağırlıklı olarak çalıştığım kozmetik sektörünün bana sağladığı en büyük torpil bu konuyla ilgili araştırmalar ve formüller yapma fırsatıdır :).
Yaşlanma karşıtı (Anti Age) ürünler hala en çok para harcanan ürün sınıfını oluşturmaktadır. Bununla birlikte son iki yıldır dillendirilen yeni bir akım da “Yaşlanma Karşıtı(Anti Age)” değil “Yaşlanmayan (Ageless)” güzellik segmentli ürünlerdir. Cildimizin yaşlanma sürecinin geciktirilmesinin mümkün olup olmaması ile ilgili düşüncelerime geçmeden önce kısaca cildimizin yapısına değinmek istiyorum.
Cildimizin yapısı:
Cildimiz, tüm vücudumuzu kaplayan bir dokumuzdur. Yaşımızı ve sağlık durumumuzu yansıtır. İnsan vücudundaki derinin toplam yüzeyi 1,6 – 1,85 m2 dir ve toplam ağırlığı yaklaşık 9 kg.dır. Epidermis, Dermis ve Hypodermis olmak üzere üç katmandan oluşur. Epidermis, derinin en dış tabakasıdır. Dış etmenlere karşı koruyucu bir tabaka oluşturur.

Biz kozmetik üreticileri Kozmetik Yönetmeliği gereği en çok cildin üst tabakası ile yani epidermisi ile ilgileniriz.

Cildimiz neden yaşlanır:

Yaşlanmanın asıl sebebi cildi oluşturan hücrelerin zamanla ölmesi ve yerine yeni hücrelerin meydana gelmemesidir. Bu süreç doğal bir süreç olup mevcut bilgiler ışığında hala engellenememektedir. Her hücrenin bir ömrü vardır. Yaşlanmanın sebepleri ile ilgili olarak ortaya atılan teoriler hücrelerin ölme sebeplerini de açıklamaktadır.

En kabul edilebilir olan teoriye göre; hücreler birikmiş hasarlardan dolayı üreme yeteneklerini kaybeder. Bu hasar, birçok kuvvet tarafından meydana getirilir ancak serbest radikal adı verilen yıkıcı moleküller listenin başında yer almaktadır.
Bir diğer teoriye göreyse, hücreler zaman içerisinde kendi atıklarını öğütmek konusundaki etkinliklerini kaybeder ve hücresel artıklar işleri zorlaştırır. Birikimle meydana gelen bu tortuya lipofuscin adı verilir.

Dermis, orta tabakadır ve epidermisi hypodermise bağlar. Ter bezleri, bağ dokusu, sinirler, kan damarları ve kıl folikülleri burada yer alır. Hypodermis, vücut yağının en çok depolandığı yerdir. Yağ hücreleri ve deriyi besleyen ve boşaltan lenf, sinir ve damarlar burada yer alır.

Yeni bir teoriye göreyse, bir hücrenin 46 kromozomunun (hücrelerin merkezinde bulunan uzun gen zincirleri) uçları (telomer), hücre bölünüp kromozomların çoğaldığı her seferde kısalır. Telomer her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalardır. Hücrelerimiz bizi genç ve sağlıklı tutabilmek için her bölündüğünde, telomerler sürekli kısalır. Ayrıca telomer uzunluğu stres, sigara, obezite, egzersiz eksikliği, kötü beslenme alışkanlıklarının da katkısı ile daha da kısalırlar. Kısa kromozomların sabit kalamama ve kırılma olasılıkları vardır. Telomerler kritik bir uzunluğa düştüklerinde artık hücrenin
bölünmesi sona erer.

Bu yüzden bir hücre kendi kendine en fazla 50-60 kez bölünebilir. Teoriye göre insanın en iyi koşullarda yaşasa dahi yaklaşık 125 yıl ile sınırlı bir hayatı olmaktadır. Saç, cilt ve bağışıklık sistemindeki hücreler vücudun diğer bölgelerindeki hücrelere göre daha hızlı yenilendiklerinden telomerleri daha da hızlı kısalma eğilimdedir. Bu yüzden yaşlılık belirtileri dış görünümde daha hızlı belirgin hale gelmektedir.

Cilt Yaşlanması nasıl önlenebilir?

Yaşlanma süreci ile ilgili gizemin yavaş yavaş çözülmesi, önceden alınacak bir takım önlemlerin bu süreci yavaşlatacağını kanıtlamıştır. Alınacak önlemler sadece belli bakımları yapmak, ürünleri kullanmak şeklinde değil; bir bütün olarak hayat felsefesi haline getirmek olmalıdır. Hem içten hem dıştan serbest radikal oluşumunun ne kadar önüne geçebilirsek o kadar geç yaşlanırız. Bu işin bonusu da tabii ki daha genç görünmek olacaktır. Aslında burada bahsettiğim gençlik sadece yüzümüze ve vücudumuza yansıyan güzellik değil, genel anlamda sahip olacağımız zindeliktir.

  • Cildinizin ve vücudunuzun temel sağlığı için öncelikle bol su içmelisiniz. Unutmayın susuz kalan her hücre ölmeye mahkumdur. Bunun yanı sıra cildinizin her bir bölgesini düzenli olarak nemlendirmelisiniz. Nemlendirme aracı olarak özel olarak geliştirilmiş ürünleri kullanmalısınız. Ayak kreminiz yüzünüzde işe yaramaz…:) veya el kreminiz topuklarınızın bakımında yardımcı olamaz..
  • Güneş ışınlarının ve mavi ışığın(telefonlarımız, tabletler, bilgisayar, ledler..vb) hücre hasarlarına sebep olmaması için günlük olarak cilt yapınıza uygun bir koruyucu kullanın. Güneş ürünleri sadece yazın kullanılmak için tasarlanmıyor…
  • Sağlıklı beslenerek bağışıklığınızı arttırıp, yaşlanma sürecini geciktirebilirsiniz. Daha fazla sebze ve meyve tüketmeye özen göstermelisiniz. Özellikle kırmızı renklilerinin serbest radikal oluşumunu azalttığı artık kanıtlanmıştır.
  • Düzenli egzersiz, sağlıklı kiloda olmak, düzenli uyku ve stres yönetimi de yaş almamanızı destekleyecektir.

Yaş almayı geciktirmek için simya yaratabilir miyiz peki?

Yüz yıllardır üzerinde çalışılan bir konu. Evet, artık gelinen son noktaya göre mucizeler yaratılabildiğine inanıyorum. Tabii ki işin yarısı ilüzyon ama
yarısı da gerçeğin ta kendisi. Gelişen teknolojiler ve araştırmaların bilgileri ışığında hücre boyutuna indirgenmiş tedavileri sağlayan hammaddeler
günden güne çoğalmaktadır. Düzenli kullanılan etkili ürünler kısa sürelerde bile kendini belli etmektedir. Doğru ve güvenilir kozmetikler daima
elinizin altında olsun…

Uzm. Kimyager
Selver VATAN TAYLAN

Bu ve buna benzer yazılarımız için Harem’s Life Dergimizi ziyaret edin.

Yorum Yazın